Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2010 Salı

Hepimiz Geri Zekalıyız, Hepimiz Türk'üz 2

Biraz beklettim 2. yazıyı, sanırım her şeyden önce bunun için bir özür borçluyum.. Düşündüm ki ilk yazıyla ikincinin arası fazla soğumasın, daha ne soğuyacaksa artık?

Geçen hafta yayınladığım ilk kısım için pek olumlu tepkiler aldığım söylenemez.. Aslında tepkilerin olumsuz olacağını beklemediğimi de söyleyemem.. Empati kurarak söylüyorum; bu blogu yazan kişi değil de okuyan kişi olsaydım ben de çok olumlu yaklaşmayabilirdim ilk etapta.. Ondan da öte, sınırlı sayıda insan tarafından takip edilen bir blog yazarı değil de geniş bir okuyucu kitlesine sahip bir köşe yazarı olsaydım belki de şu anda TCK 301'den yargılanıyordum.. Hayatını Türk'ün zekasını ve namusunu korumaya adamış savcıların kulağına gitmemeyi dileyeyim ve yazıma kaldığım yerden devam edeyim...

Beni genelleme yaptığım için suçlamayın.. Zira pekçokları genelleme yapmayı doğrudan kötülenmesi gereken bir durum olarak algılasa da, ben genellemelerin belli durumlar için oldukça doğru olduğunu varsayıyorum.. Çünkü toplumların, yani "genel"in, her daim ortak noktaları vardır.. Olmasaydı, en basit şekilde ifade edeyim, o bir toplum olamazdı.. Bu yüzdendir ki bütün dünya Almanları disiplinli, Japonları işkolik, İngilizleri centilmen, İskandinavları soğukkanlı, İtalyanları agresif vs. vs. olarak geneller.. Ancak bu disiplinsiz Alman, tembel Japon, sakin İtalyan olmadığı anlamına gelmez.. Çünkü insanların öğrenme yoluyla edinerek ya da doğuştan getirerek taşıdıkları özellikleri eğitimle değişebilir.. Toplumlar, iyi özelliklerini eğitimle sivreltebilir veya kötü özelliklerini köreltebilir.. İyi ve kötü göreceli kavramlar olsa da, kanımca söz konusu toplumsal yaşam olduğunda iyi ve kötü çok da ucu açık kavramlar değiller.. Örneğin, Türkler'deki, benim iddia ettiğim, geri zekalı olma durumu eğitimle üstesinden gelinen bir kavram.. Bunu etrafımızdaki başarı hikayelerinden rahatlıkla gözlemleyebiliriz..

Üzerinde asıl durulması gereken nokta, eğitim kavramından anladıklarımız.. Eğitim dediğimiz şeyin okula gidip gelmek, hatta doktora yapmak olmadığını hepimiz biliyoruzdur sanırım.. Bu ülke karısına şiddet uygulayan profesör görmedi mi? İsim vermeyelim, ama gördü.. Koskoca yazısının bir cümlesini cımbızlayarak Hrant'ı 301. maddeden dava eden savcılar Hukuk Fakültesi mezunu değiller miydi? Tabii ki öyleydi.. Sanırım yeterince uygun örnekler.. Daha önce de okumakla ilgili bir şeyler yazmıştım buraya.. O yazıdan da yola çıkarsak; ne yazık ki Türk insanı eğitimi reddediyor, tedaviyi reddeden bir hasta misali.. Bence asıl tehdit olan budur.. Eğitimi reddetmek, genetik geri zekalılıktan çok daha büyük bir geri zekalılık..

Bu yüzdendir ki; eğitimi, okumayı, öğrenmeyi, araştırmayı reddetmeyen hiç kimse geri zekalı değildir.. Ne bu satırların yazarının, ne de bu satırların okurlarının tam da bu yüzden geri zekalı olduklarına inanmıyorum.. Okumaktan vazgeçmediğimiz sürece genetik mirasımıza fark atabiliriz..

Okumayı bırakmamak dileğiyle..

Not: Bazı sitemler aldım.. Önceki yazıma yorum yapılmış, ancak ben o yorumlara izin vermemişim gibi bir şikayet geldi.. Kesinlikle siteden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.. Hakaret içermeyen her yoruma izin vereceğime emin olabilirsiniz..

Nott: Henüz ayak alıştırma döneminde bir blog yazarı olduğum halde insanları blogumdan soğutabilecek konulara çok girdiğimi farkettim.. İsterseniz bir özeleştiri diyebiliriz buna.. Fikirlerine çok değer verdiğim bir arkadaşımla birlikte siyasete bulaştığımız bir blog oluşturma planımız var, belki bundan sonra bu tarz konulara sadece orada değinirim.. Bir süre siyasetten, felsefeden uzak kalıp kuştan, böcekten, güneşten bahsetmeyi planlıyorum.. Uzun süredir yazmak istediğim ancak hiç fırsat bulamadığım "backpacking" maceralarımdan bir yazı dizisi oluşturmak gibi bir fikrim var.. Belki 1-2 öykü denemesi falan da yapabilirim.. Şimdiden haber vereyim.. :)

28 Haziran 2010 Pazartesi

Hepimiz Geri Zekalıyız, Hepimiz Türk'üz

-Türkler geri zekalı bir millettir...

Ben bu iddiayı dillendirdikçe sinirden çıldırıyorlardı.. Hata bendeydi aslında, hiç bulaşmasam daha iyiydi.. Beklentim; uzun süredir göremediğim arkadaşlarımı görmek, birkaç bira içmek, maç seyretmek ve "bu kupayı Arjantin alır hacım" geyiği yapmaktı.. Ancak yan yana gelmesi en tehlikeli ikili yan yana gelmişti: Heyecanlı üniversite öğrencisi ve alkol.. Tabii ki yalan oldu benim geyik yapma hayallerim, birdenbire kendimi memleketi kurtarmaya hevesli gençlerin arasında buldum.. Oysa benim eskiden olduğu gibi memleketi kurtarmaya ne merakım, ne heyecanım, ne de isteğim var, ben kendimi kurtarmak istiyorum artık.. Ama kendimi o heyecanın içinde buldum ve tabii ki düşüncelerim dökülmeye başladı.. Her ne kadar bulaşmak istemesem de, benim de söyleyeceklerim vardır zira..

Ama benim düşüncelerim her zaman olduğu gibi marjinal geliyordu etrafımdakilere.. Bir tanesi hariç hepsi arkadaşlarım olduğu için benim bu tarz marjinal çıkışlarıma alışıklardı, ama içlerinde o gün tanıştığım bir arkadaşımın arkadaşı vardı.. Arkadaşımın arkadaşı, ilk başta çok sinirlendi bana, öfkeden kıpkırmızı olmuş bir biçimde; "kanıtla, kanıtlasana o zaman" diyordu.. Tabii ki Türklerin IQ ortalamasını diğer milletlerin IQ ortalamasıyla karşılaştıran bir döküman sunamazdım kendisine o anda.. Sunabileceğim tek şey barizdi; içinde bulunduğumuz durum.. En iyi eğitim almış insanlarına vatani görev adı altında boya-badana yaptıran bir ülke.. Bu yüzden, en iyi eğitim alan insanlarının ülkeyi terk edip, göçlerin en zararlısı olan beyin göçüne konu oldukları ülke.. Bu yüzden muhafazakar bir parti açık açık gavur(kendi zihinlerindeki tabirle) yalakalığı yaptığı halde, aynı partinin açık ara iktidar olduğu bir ülke.. "Biz sizin iktidar olmanız için buradayız" diyen gençleri; "Gominist bunlar!" diye jandarmaya ihbar edip, sonra da "bize kimse sahip çıkmıyor" diye ağlayanların olduğu ülke.. 300 sene dünyaya hükmedip, sonra bütün dünyanın alay konusu olmuş ülke burası, ülkemiz Türkiye..

Hemen burada şu itiraz gelebilir, beklerim, çünkü dün gelmişti; "Madem bu kadar salağız, nasıl 300 sene dünyaya hükmettik?" Çünkü o 300 sene boyunca zenginliğin ölçütü topraktı ve topraklar bilek gücüyle kazanılırdı.. Türklerin, hem o gün hem bugün yapabildiği en iyi şey bilek gücüyle birilerine bir şeyi yaptırmaktır, bu yüzden Türklerin adı her zaman "barbar"dır.. Örneğin; Mavi Marmara gemisine çıkan iyi eğitimli İsrail komandolarını dövmekle övünür Türk insanı, ama o İsrail sahip olduğu ufacık toprak parçasında ürettiği tohumları, kökeni bir tarım devleti olan geniş topraklı Türkiye'ye satar.. Üstelik Türklerin yerli yersiz övündüğü askeri gücüne kaynak olan teknolojiyi de büyük ölçüde İsrail sağlar.. Ve sonra bu insanlar, İsrail komandolarını dövüyor olabilmekle övünür.. Einstein'ın dediği gibi, olmasın dilerim ama eğer illa olacaksa, 4. Dünya Savaşı taş ve sopayla yapılsa keşke..

Peki bu satırları bile Türkçe yazan biri olarak ben bir geri zekalı mıyım? Ya da bu satırları Türkçe okuyan siz kıymetli okurlar geri zekalı mısınız? Bu soruların yanıtları, bu yazının 2. kısmında......