"Yanımda mısın?" diye sordu.. Elbette öyleydi, çoğu zaman hiç yalnız bırakmamıştı onu.. Bu sefer de öyle olacaktı.. Birlikte çıkacaklardı yürüyüşe, birbirlerinin adımlarını tamamlayacaklardı..
Kafasını saçaktan dışarı uzattığı anda yağmurla buluştu.. Bedenini öfkeli bir kuş gagalıyormuşcasına yağıyordu yağmur.. Şemsiyesine davrandı hemen, "o"nu ve kendisini öfkeli kuşlardan korumak için.. Yürüyordu.. Önceden belirlenmiş hiçbir şey yoktu kafasında.. Belli bir rota, belli bir amaç, belli bir süre.. Hiçbirinin önemi yoktu.. Önemli olan "o"nunla birlikte olmaktan aldığı hazzı uzatmaktı, adımlarında "o"nun ritmini hissedebilmekti.. Aşiyan mezarlığının arkasındaki bayırı takip ederek, ayakta durmak konusunda zamanla inatlaşan ahşap köşklerin arasından Hisar'a indi..
Sonbahar iyiden iyiye yerleşiyordu İstanbul'a ve bu mevsimi keyifli hale getiren şey, "o" yanındayken hiç bilmediği sokaklarda kaybolmak, sonra da bir şekilde sahile inebilmekti.. Tek başına, sağanak yağmurun altında onu gören taksiciler yavaşlardı muhtemel müşteri gördükleri için.. Ama o sevmezdi yağmurdan ayrılmayı.. Bazen ne kadar kızsa da yağmura, sonuçta yine kendini sokaklara atardı yağmur yağarken.. En sevdiği hava, yağmurun arkasından gelen serin, ferah havaydı; en sevdiği koku, yağmurun arkasından gelen toprak kokusu..
Yürüyüşü bitirip eve geldi.. Deniz havası almak iyi gelmişti ama yorgundu.. Bir an önce battaniyenin altına girmek istiyordu.. Bu da artık "o"ndan ayrılma vakti demek oluyordu.. Battaniyenin altına girdi, hemen daldı uykuya.. Kulaklarında hala "o"nun sesi vardı..
"Herkese Selam. Farkında olduğum bir şey var ki bu blog sahip olduğu popülerliği seyahat yazılarına borçlu. Sadece Interrail ve seyahatler hakkında bilgi almak için bu sayfayı okuyan arkadaşlar sitenin sağ tarafındaki konu başlıkları arasından Interrail, Seyahat veya Backpacking sözcüklerini tıklayıp direkt o konular hakkındaki yazılarıma ulaşabilirler. Ama gelmişken kısa öykülerimi de okuyun bence :)"
ilham etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilham etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ekim 2010 Cuma
30 Eylül 2010 Perşembe
O
Çok beğendiği bir kitap, öykü okuduğu ya da çok beğendiği bir şarkı sözü duyduğu zaman aklına bir soru takılırdı: "Hangi kafayla yazdı acaba?" Kelimeleri ustaca kullanmanın sıradan bir kafayla mümkün olmadığını varsayardı.. "Comfortably Numb" sağlıklı çalışan bir beynin ürünü değildi ona göre, her dinlediğinde öyle geçirirdi içinden..
Başkaları için bunu düşündüğü halde durum onun için hiç öyle değildi.. Çok içtiğinde nasıl yazdığını hiç denememişti.. Gerçekten kafa olarak başka bir boyuta geçtiğinde, klavyede tuşları bile seçemeyecekmiş gibi gelirdi ona.. Bu yüzden, "değişik" kafaların yerine koyduğu bir şey vardı yazdığı zamanlarda..
"O" hem yazmaya teşvik ederdi hem de yazması için cesaret verirdi.. "O" geldiği zaman farklı düşünmeye başlardı.. Çünkü "o"; bir süreliğine de olsa gözlerin hayatın içindeki payını kısardı.. Görme duyuları kısıtlanınca gördüklerini unutur, hissettiklerini hatırlardı insanlar.. Çünkü "o", diğer bütün insanların yorulup kabuklarına çekildikleri, sokakları rahat bıraktıkları andı.. Sokaklar, çıkıp dolaşması için uygun olurdu başka hiçbir derde düşmeden, olduğu gibi.. Çirkin silüetleri örterdi "o".. Sadece görmek istediklerini görürdü sayesinde.. İnsanlar söz birliği etmişlerdi, "o" varken ses çıkarmak yasaktı.. Sadece pati seslerini dinlerdi bazen, bazen "o"nun içindeki sessizliği..
Sonuç olarak yazarken seçtiği kafa "o" olmuştu yıllar boyunca.. "O" geldiğinde, "o"nun gelişini kutlamak için içerdi, ama bütün ilhamı gene de "o"ndan alırdı.. "O" giderken uykuya dalardı, "o" da üstünü örter, kapıyı çeker, çıkardı evden..
Başkaları için bunu düşündüğü halde durum onun için hiç öyle değildi.. Çok içtiğinde nasıl yazdığını hiç denememişti.. Gerçekten kafa olarak başka bir boyuta geçtiğinde, klavyede tuşları bile seçemeyecekmiş gibi gelirdi ona.. Bu yüzden, "değişik" kafaların yerine koyduğu bir şey vardı yazdığı zamanlarda..
"O" hem yazmaya teşvik ederdi hem de yazması için cesaret verirdi.. "O" geldiği zaman farklı düşünmeye başlardı.. Çünkü "o"; bir süreliğine de olsa gözlerin hayatın içindeki payını kısardı.. Görme duyuları kısıtlanınca gördüklerini unutur, hissettiklerini hatırlardı insanlar.. Çünkü "o", diğer bütün insanların yorulup kabuklarına çekildikleri, sokakları rahat bıraktıkları andı.. Sokaklar, çıkıp dolaşması için uygun olurdu başka hiçbir derde düşmeden, olduğu gibi.. Çirkin silüetleri örterdi "o".. Sadece görmek istediklerini görürdü sayesinde.. İnsanlar söz birliği etmişlerdi, "o" varken ses çıkarmak yasaktı.. Sadece pati seslerini dinlerdi bazen, bazen "o"nun içindeki sessizliği..
Sonuç olarak yazarken seçtiği kafa "o" olmuştu yıllar boyunca.. "O" geldiğinde, "o"nun gelişini kutlamak için içerdi, ama bütün ilhamı gene de "o"ndan alırdı.. "O" giderken uykuya dalardı, "o" da üstünü örter, kapıyı çeker, çıkardı evden..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)